İzlemeli şeyler / 23 Nisan 2015 Perşembe

Filmlerde Hep Aynı Rolü Oynayan Oyuncular

Jason Statham

Aşırı aksiyonlu filmlerin aranan ismi Jason, gerek görünüşünü hiç değiştirmemesi gerekse de her filminin senaryosunun ucundan kıyısından aynı oluşu ile bu listede olmayı hak ediyor. Takım elbiseli bir kiralık katili oynayan Jason abimize birileri yamuk yapıyor - ki bu genelde işvereni oluyor – ve Jason abimiz önüne geleni dövüp, öldürerek paçayı kurtarıyor. Maceralarında defalarca ölümle burun buruna gelse de biliyoruz ki asla ölmeyecek, çünkü bir Statham filminin daima ikincisi çekilir. Tetikçi, Taşıyıcı, Koruyucu, Seçkin Tetikçiler… filmlerinin adları bile aynı neredeyse ya!

Liam Neeson

Son yıllarda birden aksiyon sektörüne atılan ve Statham ile kapışacak mertebeye yükselen Liam abimiz de son filmlerinde karakter tipini pek değiştirmeye ihtiyaç duymuyor. Eski polis ya da dedektif olan Liam'ın özel hayatında da sorunları bulunuyor - kimi zaman alkolik, kimi zaman kötü bir aile babası. Bunlar yetmezmiş gibi bir de hep bu adamcağız üstüne oyunlar oynanıyor, işlemediği suçlar üzerine atılıyor, karısı kızı kaçırılıyor, iftiralar atılıyor. Bu filmlerde aşırı ajanlık yeteneklerine sahip olan Liam, öncelikle kendine oyun oynayanları bu yetenekleri ile bir bir dize getiriyor, kendini temize çıkardıktan sonra da ailevi sorunlarını düzeltip mutlu sona ulaşıyor. Takip üçlemesi, Kimliksiz, Kanunun Ötesinde ve Non-Stop filmleri aksiyonlu Liam karakterinin güzide örnekleridir.

Ray Liotta

Oynadığı filmlerin çoğunda psikopat mafya babası olan Liotta, nadiren polis olarak karşımıza çıksa da, kanunsuz, çorbacı, rüşvetçi lanet olası pislik polis oluyor. Sürekli birilerine kazık atmadan duramayan Liotta'nın; yanındaki tetikçilerini polise ispiyonlamışlığı, kardeşim dediği adamları vurdurtmuşluğu, milletin karısına kızına salça olmuşluğu vardır. Bir kere de babacan patron ol be Liotta, bir kere be. Hayır Poyraz Karayel'in Bahri babası da mafya babası ama bak ne kadar yiğit bi kişi… Sıkı Dostlar, Buz Adam, Tabanca, Kibarca Öldürmek gibi filmlerde Liotta'nın pisliklerini görebilirsiniz.

Sean Bean

Filmlerin “ölen adamı”dır Sean Bean. Başrol, yan rol fark etmez; filmin ortasıymış, başıymış, sonuymuş ona koymaz, devamlı ölür. Sinema dergilerinde bu özelliği ile listelere girmişliği, bir internet sitesinde “Sean Bean’i öldürmeyin” adında bir bağış kampanyası düzenlenmişliği vardır. Rivayete göre Sean abimiz de üç beş kuruş atmıştır bu kampanyaya. Buna rağmen Rabbimin yazgısından kurtulamayan Sean hızlı yaşayıp erken ölmeye devam ediyor. Birbirinden güzel ölümleri için: https://www.youtube.com/watch?v=JLPh5JmnCHA

Joe Pesci

Oyunculuğu değil, mafya babasının “kısa boylu şakacı yancısı” rolünü kendine meslek edinmiş ve ekmeğini yıllarca buradan kazanmış olan Joe Pesci bu filmlerde durup dururken geçirdiği öfke krizleri ile de tanınır. Çirkin takım elbisesini üstüne çeker, aşırı fönlü saçıyla gelip bir masaya oturur, içkisini yudumlarken çevresindeki dostlarına fıkralar anlatır, sonra da ufak bir şeye sinirlenip birini vurur oracıkta. Bütün olayı budur, maaşı yatar hemen bankaya. Örnekleri için: Sıkı Dostlar, Kızgın Boğa, Casino.

Çetin Tekindor

İster fakir olsun ister milyoner; ister Doğulu olsun ister Batılı, sanki üstünde hep bir ropdöşambır, elinde de bir kadeh viskisi varmışçasına bir aksan ve tonlama ile konuşur Çetin Tekindor’un oynadığı karakterler. Tiyatro sahnesinin ağdalı Türkçesini bir tutku haline getiren Çetin abi eğer bir karadenizliyi oynuyorsa, Hamlet oynayan Temel'e dönüşür. Aynı zamanda tüm filmlerinde fırça bıyığı ve aşırı babacan tavırları Tekindor'un olmazsa olmazıdır.

Helena Bonham-Carter

“Biraz tuhaf, biraz gizemli kadın” rolüne tezgahını açıp, piyasada adeta tekel olan Helena özellikle Tim Burton filmlerinde farklı bir tuhaflığı olan kadınları oynuyor. Belki de böyle apık sapık rolleri oynamasına çok alıştığımızdan bize öyle geliyor ama, sanki aşırı ciddili filmlerinde de bir tuhaf… Kısacası Helena ablamız Dövüş Kulübü filmindeki karakterini hiç bozmadan film film dolaşıp parasını alıyor.

Morgan Freeman

İnsan bir filmde de kötü karakter olur, hasta bir adam olur, aşırı komikli olur ama yok arkadaş Morgan dede hep aynı. Hep efendi ve tane tane konuşan, öğüt verip dert dinleyen ve filmlerde hiçbir aksiyona katılmadan oturduğu yerden sakin sakin oyunculuğunu yapan karakterleri veriyorlar adamcağıza. Çetin Tekindor’un Hollywood versiyonu adeta. Hep bilge hep efendi, bir kere de deli rolünde falan oyna da oyunculuğunu şöyle güzelce bir görelim be dede.

Alihan Demiral